Şiddet

30 Ağustos 2009 Yazan Blogcu

Kadına yönelik şiddet; kadının  fiziksel, cinsel veya psikolojik zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel olan hareketlerdir ve tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir sorun alanıdır.

Aile içi şiddetin önlenmesi amacıyla çıkarılan 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Yasa şiddete karşı çok önemli bir güvence sistemi getirmiştir.

4320 Sayılı Kanunun Uygulanması

-Öncelikle en yakın karakola başvurup olayla ilgili şikayette bulunulmalıdır. Şikayete ilişkin mutlaka tutanak tutulması istenmelidir. Adli Tıptan rapor alma talebi karakola bildirilmelidir.

-Veya Cumhuriyet Savcılığına bir dilekçe ile başvurulmalı ve mutlaka adli tıptan rapor alma talebi Savcılığa iletilmelidir.

-Veya nöbetçi aile mahkemesine bir dilekçe ile müracaat edilmelidir. Ancak daha önce açılmış boşanma davası varsa koruma kararının uygulanabilmesi için dilekçenin boşanma davasına bakan aile mahkemesine verilmesi gerekmektedir.

-Bu başvuruların tümü şiddet mağduru tarafından yapılabileceği gibi komşular, akrabalar, yakınlar tarafından da yapılabilir.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun Şiddete Uğrayan Mağdur Açısından Uygulanması

-Cinsel, fiziksel yada psikolojik şiddet  olayının gerçekleştiği anda bulunulan yerin en yakın polis ya da (jandarma bölgesi ise) jandarma karakoluna telefonla veya bizzat giderek şikayetçi olunmalıdır.

-Karakola gitmek mümkün değilse bulunulan yerin Cumhuriyet Savcılığına bir dilekçe ile şahsen suç duyurusunda bulunulmalıdır.

-Karakola ya da Savcılığa yapılan başvuruda, saldırıya (cinsel, fiziksel veya psikolojik) uğrayan mağdur başına gelen eylemin ne olduğunu, nasıl gerçekleştiğini (bıçak, sopa veya benzer bir saldırı aracı kullanılmış ise bu aracın ne olduğunu),saldırganın kimliğini (bir akrabalık bağı var ise bu bağın ne olduğunu), olaya şahit olan varsa ve biliniyorsa şahitlerin kimliğini anlatılmalıdır.

-Saldırıdan şikayetçi olunduğu mutlaka tutanağa geçirilmelidir.

-Zaman kaybetmeden Adli Tıp Kurumuna başvurularak varsa fiziksel zararın tespiti için doktor raporu alınmalıdır.

-Saldırının mahiyeti tecavüz ise, tecavüz esnasında saldırganın sperm ya da kanının bulaştığı eşya varsa bu eşya mutlaka saklanmalı ve şikayet edilen yere (karakol veya savcılık) tutanakla teslim edilmelidir.

-Tecavüz eylemine yönelik 24 saat içinde adli tıptan cinsel ilişkinin varlığına dair rapor alınmalıdır.

-Bu işlemlerin ardından Cumhuriyet Savcılığı yapacağı soruşturmanın sonucunda ya kamu davası açacak ya da takipsizlik kararı verecektir.

-Takipsizlik kararına karşı mağdur şahsi dava açabilecektir. Şahsi dava, mağdurun bizzat bir dilekçe ile ceza mahkemesine yapılacak başvuru ile açılabilecektir.

-Takibi şikayete bağlı suçlarda şikayet ve şahsi dava açma süresi suçun gerçekleştiği tarihten itibaren 6 aydır.


Kadına Yönelik Şiddet

Kadına yönelik şiddet, bir cinsin yaşam hakkının, güvenlik, özgürlük, onur, bedensel bütünlük hakkının ihlalidir. Bu anlamda da demokrasiye aykırıdır. Demokratik geleneğin gelişmesini engelleyici bir insan hakları ihlalidir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ciddi bir sorun olan kadına yönelik şiddet; kadının bireysel ve toplumsal işlevlerini, özel yaşamını, işini ve diğer sorumluluklarını yerine getirebilmesinde, kadının güçlenmesi ve ilerlemesinde engel teşkil etmektedir.

Yapılan araştırma sonuçları; tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kadına yönelik şiddetin zararlı bir süreç ve yaygın bir huzursuzluk kaynağı olduğunu, büyük bir oranla kadınlara karşı ve erkekler tarafından uygulandığını ve uygulayan kişilerin çoğunlukla kocalar olduğunu ortaya koymuştur.

Detaylı bilgiye erişim için tıklayınız.



Aile İçi Şiddet

Aile içi şiddet aile danışma merkezlerinde, kadının toplum ve aile içerisindeki statüsünün yükseltilmesine yönelik programların geliştirilmesi, aile içi şiddetin önlenmesi ve 4320 Sayılı “Ailenin Korunmasına Dair Kanun” un gerekli hallerde yaşama geçirilmesi konusunda aile eğitilerek desteklenmekte, rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilerek ailenin toplumsal ve ekonomik değişimi için uyumuna yardımcı olunmaktadır.

Çocuklara ve Kadınlara Yönelik Şiddet Hareketleri ile Töre ve Namus Cinayetlerinin Önlenmesine Yönelik Tedbirler konulu genelge gereği toplumda yaşanan kadına ve çocuğa yönelik şiddeti önlemek ve bu konuda toplum bilincini geliştirmek, var olan mevcut ön yargıları ve geleneksel anlayışı değiştirmek amacı ile illerde panel, söyleşi, seminer programları düzenlenmekte, okullarda öğrencilere konu ile ilgili bilgiler verilmekte, yerel basında, radyo ve tv kanallarında konu ile ilgili yayınlar yapılarak halka ulaşılmaya çalışılmaktadır.

Detaylı bilgiye erişim için tıklayınız.

Popularity: 1% [?]



Yorum Yapın